ÇİKO - ISLIK ÇALAN KARINCA - (Onun Yolculuk hikayesinden kendinize çok not alacaksınız.)

 

KİTABIN İÇİNDEN BİR KESİT


KUKA hayranlıkla kaplumbağanın sözlerini dinledi o cesareti; saldırmak, direnmek, güçlü olmak sanıyordu. Oysa hiç onun düşündüğü gibi değilmiş.

-         Bu akşam seninle kalabilir miyim?

-         Tabii ki kalabilirsin.

KUKA çantasını çıkarttı ve ağacın gövdesine yasladıktan sonra kaplumbağanın yanına döndü.

-         Ağacın yüksek dallarında uyuyarak tehlikelerden uzak duruyordum bu akşam aşağıda uyuyarak tehlikeli bir şey yapacağım.

-         Tehlike asıl yaşamdır.[1] Bir su düşün. Su sürekli akar, kayaların üstünden geçer, yükseklerden dökülür ve şelale olur. Ormanın güzelliğine güzellik katar ve taze kalır. Canlılara hayat verir. İçinde balıklar yaşar. Ama aynı su tehlikesiz olsun diye akmazsa, kendine bir kuytu köşe bulup orada beklerse, zamanla kokar, yosunlaşır ve balçık olur. Hiç kimseye bir faydası olmaz. Ne bir balık yaşar içinde ne de bir kurbağa… O yüzden tehlike yaşamdır.

       

KUKA, bu akşam kaplumbağa ile uzun uzun sohbet etti ve ona kafasındaki her soruyu sordu. Hayatı, ormanı, güneşi her şeyi konuştular. KUKA; örümcekle mücadelesini,  anteninin eksikliğini, yuvadaki huzursuzluğunu anlattı. Sonra fiziksel eksikliği ve kusurlu olmayı sordu.

-         Fiziksel ve duygusal kusurlar bizim sığındığımız kapıdır. Hayatı güzel yaşamak istiyorsak kabul etmeyi bilmeliyiz. Önce bütün bedenimizi olduğu gibi kabul etmeliyiz. Eğer kabul etmezsek inkâr ederiz ve bununla yaşamak çok zordur. Sonra eksikliklerimiz, korkularımız olur. Oysa kusurlarımızı kabul edersek adım atarız. Kusurlarımıza sahip çıkarız. Eksikliğimizi avantaja çevirmeyi öğreniriz. Kusurlarımız artımız olur. Kabul etmek çözüm üretmeye başlamaktır. 

    Gözleri kör bir kaplumbağa arkadaşım vardı. Benim duymadığım sesleri duyar en güzel bitkilerin kokusunu alırdı. Ona şu an bulunduğumuz yeri bana anlat dediğimde, benim hiç görmediğim güzellikler anlatırdı. Bu görmekten çok daha güzeldi. Görmüyor olması kendisine hiç engel oluşturmadı. Çünkü o engelli oluşunu kabul etmişti. Şimdi sen bir düşün "Görmemek mi, anteninin eksikliği mi?" hangisine razı olurdun?

-         Tabii ki antenimin eksikliğine…

-         Bak biraz önce serzenişte bulunduğun, birçok şeyi yapamamanın engeli olarak gördüğün eksikliğin şimdi istediğin bir şey oldu. Ayrıca ona antenimin eksikliği dememelisin görmenin artısı görmenin güzelliği demelisin. Sahip olduğun artılarını görmek için kelimelerini değiştirmelisin. Kelimelerini değiştirirsen zihnini değiştirirsin. Bugünden sonra Kendine pozitif gerekçeler bul, negatif gerekçeler seni bir adım öteye taşımaz. Negatif gerekçeler; “Neden ben? Neden benim başıma geldi?” gibi sorular sorar. Sanki o fiziksel eksikliğimiz olmasa her şey çok farklı olacakmış duygusu yaşatır. Bu zihnin sığınmak istediği kapıdır ve senin bütün gücünü alacağından aynı an ve noktada takılı kalırsın. “Çoğu zaman en büyük güç ve olanakları en büyük engellerimizle yüzleştikten sonra buluruz. 

    Hazinen tökezlediğin yerdedir.[2] Pozitif sorular öğretici sorulardır. 

İmzalı Kitap için : cetindeniz21@gmail.com adresimden veya @cetindenizoffical instagram sayfamdan bana ulaşabilirsiniz. 

Kitabımı İnternet üzerinden almak için TIKLAYIN 



[1]Cesaret OSHO 2015, Ganj Yayıncılık

[2] Joseph Campell


Hiç yorum yok: