"DUYGUSAL ZEKA"LI GENÇLER YETİŞTİRMEK



    
   
1940'lı yıllarda Harvard üniversitesinden mezun olan 95 öğrenci orta yaşlarına kadar takip edildiğinde, okul sınavlarında en yüksek puanları alan kişilerin, daha düşük puanlı arkadaşlarına oranla maaş, verimlilik ve kendi alanlarındaki konumları açısından daha çok başarılı olmadıkları gözlemlenmiştir.

Bu durumda;  IQ’nun hayattaki başarıya katkısının %10’dan fazla olmadığını göstermektedir. Yüksek IQ, başarının, prestijin veya mutlu bir yaşamın garantisi olmadığı halde, okullarımızda ve kültürümüzde akademik yetkinlik hala ön planda tutulmakta; günlük hayatımızda büyük önem taşıyan sosyal ve duygusal becerilerin geliştirilmesi ihmal edilmektedir.

Duygusal ve sosyal kapasitesi yüksek kişiler - yani, duygularını iyi bilen, onları kontrol edebilen, başkalarının duygularını anlayan ve bunları ustalıkla idare edebilenler - hayatlarının gerek özel gerekse mesleki alanlarında daha avantajlı bir konuma geçiyorlar.

Yani;
Duygusal ve sosyal becerileri gelişmiş insanlar hayatta daha mutlu ve üretken oluyorlar.
Duygularını kontrol edemeyen kişiler ise, net düşünebilme ve işlerine konsantre olabilme yeteneklerini engelleyen içsel bir mücadeleye giriyorlar. 
      “Duygusal Zeka” niteliklerine baktığımızda bunlar;
      Empati.
      Duyguları ifade etme ve anlama.
      Mizacını kontrol etme.
      Bağımsızlık.
      Uyum sağlayabilme.
      Beğenilme.
      Kişiler arası sorunları çözme.
      Sebat.
      Sevecenlik.
      Nezaket.
      Saygıdır.
      Dr. Daniel Goleman, “duygusal zekayı kişinin kendi duygularını anlaması, başkalarının duygularına empati beslemesi, ve duygularını yaşamı zenginleştirecek biçimde düzenleyebilmesi yetisi” olarak tanımlıyor.
            Duygusal yetenek, bir meta-yetenek; yani, ham zeka dahil, var olan diğer yeteneklerimizi ne kadar iyi kullanabileceğimizin belirleyicisi. Birçok bulgu gösteriyor ki, duygusal yetenek sahibi-kendi duygularını tanıyan ve idare edebilen, başkalarının duygularını okuyup onlarla etkili bir şekilde başa çıkabilen- kişiler, hayatın her alanında-gerek romantik, yakın ilişkilerde, gerekse kuruluş içi politik ilişkilerde başarıyı belirleyen sözsüz kuralları kavrama becerisinde- avantajlı.
      Psikologların ve sosyologların günümüzde yapmaya çalıştıkları şey duygunun yerine aklı koymaya değil, ikisi arasındaki akıllı dengeyi bulmaya çalışmaktır. Yaşamımızda zihinle kalbin uyumunu sağlamak için öncelikle, duyguları zekice kullanmanın ne demek olduğunu daha iyi anlamamız gerekiyor.
Burada anne babalara çok iş düşüyor. Anne babaların öncelikli olarak Kendi kişisel gelişimlerini tamamlama gayretine girmeleri, sonrasında ise çocuklarının kişisel gelişimlerini ilerletmeleri noktasında desteklemeleri gerekiyor.
Anne babalara tavsiyem; “Anlayarak Hızlı okuma”“Beyni Etkin Kullanma”,“Aile içi Etkili İletişim becerileri” gibi kişisel gelişim konularında kendilerini ve çocuklarını geliştirecek kurs seminer ve Eğitimlere katılmalarıdır. 
IQ(zeka): %10, EQ(Duygusal zeka): % 80, SQ(ruhsal zeka): %10
www.kiged.com 
Yorum Gönder